İLETİŞİM

ADRES:

Hükümet Binası
VI  kat, 605A
Meydan:NenaTereze n.n
10 000 Priştine , Kosova
Tel:+381 38 200 14 448
[email protected]

Foto galerisi

Kisa bilgiler

-Kosova’da resmi diller arnavutça dili ve  sırpça dilidir.

-Bir belediyede, herhangi bir topluluğun dili nüfüsün yüzde beş (5) ‘ini kapsarsa, resmi dil statüsüne sahip olacaktır.

-Bir belediyede veya geleneksel olarak bir belediyede  konuşulan herhangi bir topluluğun dili, genel nüfüsün yüzde üç (3) ‘ünü veya daha fazlasını oluşturursa, resmi dil kullanımında bir dil olarak kullanılabilir.

-Prizren belediyesinde, türkçe dili resmi dil statüsüna sahiptir.

Uluslararası Diller Komiserleri Birliğin Beşinci Yıllık Konferansı düzenlendi (UDKO)

18.05.2018

Eğitim yoluyla resmi dillerin öğretilmesini teşvik etmek: zorluklar ve fırsatlar
Panelde Tartışma 

Dukagjin Pupovci, Kosova Eğitim Merkezi

Bu panele davet için organizatöre teşekkür ederim. Ben kendimi bir eğitim uzmanı olarak adlandırıyorum,  ancak dil öğretimi konusunda uzman değilim. Bununla birlikte, bu ülkede çevre dillerini öğrenmenin karmaşıklığını tanımlamamda bana yardımcı olacağını ümit ettiğim kişisel bir deneyimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Ben, o zamandaki ismi ile,  sırpça-hırvatça dilini, okulda olduğu gibi, sokakta ve o dönemdeki medyadan öğrenen nesillerdenim.

1981 yılında Priştine Üniversitesi’nde Matematik eğitimine kaydolduğumda, profesörlerin büyük çoğunluğunun, bulunması zor olmayan  Rus dilinde edebiyatını tavsiye etmeleri gerçeği beni şaşırttı. Sovyet yayıncıları sürekli olarak matematik alanında kaliteli kitaplar yayınlamaktaydılar, hatta  İngilizce’den en iyi kitaplar Rusça’ya çevriliyordu, ve tüm bu kitaplar, Sosyalist blok devletlerine son derece uygun fiyatlarla satılıyordu.  Sırpça-hırvatça dilini bilerek, bizim nesil Rus dilinde edebiyatı kullanmakta zorlanmadı ve bu eğitim boyunca bizlere çok yardımcı oldu. 

Dört yıl sonra, eğitimimi tamamladığım Fakülte’de öğretim üyesi olarak çalışmaya başladığımda, bende Rus dilinde kitap önererek profesörlerimin uygulamasına devam ettim ve bu uygulama 1991 yılına kadar devam etti, çünkü o zaman üniversite alanlarından kovulmuştuk. O zamanlar, bir Üniversite’den iki Üniversite kuruldu: biri alan dışında faaliyet gösteren ve o zamanki rejim tarafından eziyet gören arnavutların ve diğeri Üniversite’nin resmi binalarında fonksiyonuna devam eden sırpların üniversitesi. Bölündüklerinde, her iki üniversitenin de benzer proğramı vardı, sadece Arnavutların üniversitesinde Sırpça-Hırvatça dili proğramı yoktu, Sırp üniversitesinde ise Arnavutça dili proğramı yoktu. 1991 yılından bu yana, Arnavutlar, Sırpça-hırvatça dilini artık öğrenmemeye karar verdiler, oysa Sırplar, doğruyu söylemek gerekirse, daha önceden Arnavutça dilini öğrenmemek için karar aldılar. 

Birbirinin dilini öğrenmeyi reddetmek, her tarafın ulusal kimliğinin bir parçasıydı. Basitçe, bir Arnavutun Sırpça öğrenmesi veya bir Sırbın Arnavutça öğrenmesi milliyetçi olmayan hareket olarak kabul edilirdi. Bu anlatımın maddi zararı,  Priştine Üniversitesi’nin Arnavutça bölümündeki Rus dili proğramıydı, ki bu 2-3 yıl sonra kapatıldı, çünkü hiç kimse Sırbistanı destekleyen devletin dilini öğrenmeyi istemedi. Ve böylece, Rus dilindeki kitapların tarihi sona erdi.  

Savaş sonrası dönem, Arnavutlar ve Sırplar arasında daha da büyük bir mesafe koydu, hatta birbirinin dilini bilenler ingilizce dilinde iletişim kurmayı tercih ediyorlardı.  Bu 19 yıl boyunca, Kosova’daki gençlerin birbirlerinin dillerini öğrenmelerine ilişkin ciddi bir girişimde bulunulmadı. Kural olarak, sırpça bilen arnavutlar ve arnavutça bilen sırplar 32 yaşından daha genç olamazlar.  Nüfüs sayımı verilerine gore, sırp olmayan 22-26 yaş arası gençlerin sadece %2.1’in sırpça dilini bildiklerini, ancak 27-31 yaş grubundaki kişilerde bu yüzde %5 olduğunu anladım. İngilizce dilini ise, 22-26 yaş gruplarından % 40.7, 27-31 yaş gruplarından ise % 36.4 tanımaktadırlar. 

Yani, birbirinin dilini çok az tanıyan, ancak ingilizce dilini tanıyan,  tanıma seviyesi tartışılabilir,  yeni nesiller yetişmektedir. İletişimde 27 yıllık kesintiden sonra, geçen yüzyılın 80’li yıllarının düzeyinde birbirimizin dilimizi tanımamız çok zor olacaktır.  Elbette, bu, gençlerin çevre dillerini öğrenmeleri için teşvik etmekten vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelmez. Nihayetinde, herbirinin, anadili dışında, en az iki diğer dili konuşabilme durumunda olabilmesi, Avrupa Birliğin güçlü önerisidir.    

Mükemmel bir eğitim uzmanı, Dr. Alen Glenn’in sözlerini aktarmaya izin veriniz, şöyle diyor: ‘Değişimin önündeki en büyük engel anılarımızdır.’’ Anliyorum ki, insanlar olarak, belirli etnik toplulukların üyeleri olarak, anılarımız ve önyargılarımız var. Sözde ‘’ulusal gurur’’ dışında, dillerin öğrenilmemesi için tüketilen diğer bir argüman asimilasyon riski olmuştu. Bugün kimse kimseyi asimile edemez. Herbirinin oluşturulmuş kimliği vardır ve hep birlikte yürüdüğümüz yol, küreselleşen dünyada bir tür asimilasyon olan, küreselleşme olmaktadır.  

Nekadar zor görünse de, toplum olarak, yeni ülke olarak, vatandaşlarımızın birbirlerinin dillerini öğrenmeleri için yollar aramalıyız.  Arnavut toplumu, Slav dillerinin büyük ölçüde konuşulduğu bölgede yaşadığından dolayı sırpça ve boşnakça dilini öğrenmek yararınadır. Aynı argüman, aynı aile dillerinin konuşmacılarını saymadan yaklaşık 90 milyon konuşmacıya sahip olan Türkçe dili için de kullanılabilir. Sırp, Boşnak, Türk ve diğer azınlık toplulukları için arnavutça dilin öğrenimi, topluma entegreasyon için bir zorunluluk olmaktadır. 

Kosova Cumhuriyeti, dünya dillerinin tanınmasını hesaba katmadan, mümkün olduğu kadar çok iki dilli vatandaşa sahip olmakla ilgilenmelidir.  Ayrıca, önemli sayıda Kosova vatandaşının bu dilleri, günlük kullanımda oldukları bir ortamda öğrenmeleri avantajına sahibiz. Nihayetinde, tüm Balkan devletlerinin Avrupa Birliği'nde olacağı zamanı ve bizim dillerimizin resmi Avrupa dili olacağı zamanı düşünmeliyiz.

Pratik yönde, bu çevre dillerini öğrenme süreci, çok ırklı ortamlarda, yanısıra dilbilim alanında proğramlar sunan yüksek öğrenim kurumlarında pilot projelerle başlayabilir.  Ayrıca, devlet kurumları, kendi yetkilileri için çevre dilin öğrenimini teşvik edebilirler. Zamanla, bu sürecin bir gereklilik olarak görülüceğine inanıyorum. 
 

Natrag